En fazla Oscar kazanan filmler, sinema tarihinin en unutulmaz yapımları arasında yer alıyor. Akademi Ödülleri’nde büyük başarı elde eden bu filmler, hem eleştirmenlerden tam not aldı hem de izleyicilerin hafızasında kalıcı bir yer edindi. Bu listede 1990’lı yıllarda en fazla Oscar kazanan 10 filmi bir araya getirdik.
En Fazla Oscar Kazanan Filmler Neden Hâlâ İzlenmeye Değer?
1990’lı yıllar sinema açısından olağanüstü bir dönemdi. Disney Rönesansı bu yıllarda yaşanırken, Pixar Animasyon da sinema dünyasına adım attı. Aynı zamanda Quentin Tarantino, David Fincher ve Wes Anderson gibi günümüzün en önemli yönetmenlerinden bazılarının yükselişine tanıklık edilen bir on yıldı.
1990’lar ayrıca görsel efekt teknolojisinde büyük bir sıçramaya sahne oldu. Bunu görmek için 1984 yapımı The Terminator ile 1991 tarihli devam filmi Terminator 2: Judgment Day‘i karşılaştırmak bile yeterli.
Bu dönemde sayısız başyapıt ve unutulmaz film ortaya çıktı. Bunların bazıları, 1999 yapımı The Matrix gibi popüler kültürün kalıcı simgeleri hâline gelirken, bazıları da Oscar Ödülleri’ne damga vurarak sinema tarihinin en çok ödül kazanan yapımları arasına girdi.
Pek çok izleyici, bir filmin kazandığı Oscar sayısını genel kalitesiyle ilişkilendirir; ne kadar çok Oscar, o kadar iyi film anlayışı yaygındır. 1990’lardan bazı yapımlar bu düşünceyi doğrular nitelikteyken, bazıları için aynı şeyi söylemek pek mümkün değildir.
İşte, kazandıkları Oscar sayısına göre sıralanmış, 1990’ların en çok Oscar kazanan 10 filmi.
Braveheart (1995)
Tarihsel açıdan bazı hatalar içerse de Braveheart, şimdiye kadar çekilmiş en büyük tarihî dram filmlerinden biri olarak kabul edilir. Yönetmen koltuğunda oturan Mel Gibson, aynı zamanda 13. yüzyılın sonlarında İngiliz monarşisinin baskıcı yönetimine karşı İskoç isyanına önderlik eden savaşçı William Wallace’ı da canlandırıyor.
Film hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden büyük beğeni topladı; özellikle destansı anlatımı ve etkileyici savaş sahneleriyle övgü aldı. İlginçtir ki, En İyi Yönetmen dalında Altın Küre kazanana kadar güçlü bir Oscar adayı olarak görülmüyordu.
Braveheart, 68. Akademi Ödülleri’nde toplam 10 dalda Oscar adaylığı elde etti ve En İyi Film ile En İyi Yönetmen (Mel Gibson) dâhil olmak üzere 5 Oscar kazandı. Böylece listedeki diğer üç filmle birlikte beş Oscar kazanan yapımlar arasında yer aldı.
American Beauty (1999)
American Beauty, orta yaş krizine giren banliyö babası Lester Burnham’ın (Kevin Spacey), kızının en yakın arkadaşına saplantılı bir ilgi duymaya başlamasını ve sonunda yaşamı ile ölümünü konu alıyor. Film aynı zamanda Lester’ın eşi ve kızının hikâyelerini de iç içe geçirerek aile içi sorunlar, bireysel tatminsizlik ve toplumsal uyum baskısı gibi temaları tek bir bütünlüklü anlatıda işliyor.
Kevin Spacey’nin daha sonraki yıllarda yaşadığı itibar kaybına rağmen, American Beauty görsel dili, atmosferi ve sanatsal anlatımı sayesinde hâlâ sinema tarihinin önemli başyapıtlarından biri olarak kabul ediliyor. Tıpkı Braveheart gibi, film de Oscar sezonunun başında en güçlü adaylardan biri olarak görülmüyordu.
72. Akademi Ödülleri’nde toplam 8 dalda Oscar adaylığı elde eden American Beauty, “Büyük Beşli” Oscar ödüllerinin tamamını kazanmaya çok yaklaşmış, ancak Annette Bening En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alamamıştı. Buna rağmen film; En İyi Film, En İyi Yönetmen (Sam Mendes), En İyi Erkek Oyuncu (Kevin Spacey), En İyi Özgün Senaryo dâhil olmak üzere toplam 5 Oscar kazanmayı başardı.
Saving Private Ryan (1998)
Saving Private Ryan, tüm zamanların en iyi savaş filmlerinden biri olarak kabul edilir. Savaşın dehşetini son derece gerçekçi ve sarsıcı bir şekilde yansıtan filmde, Yüzbaşı Miller ve emrindeki askerler, II. Dünya Savaşı’nda kardeşlerini kaybetmiş bir ailenin hayatta kalan son oğlu Er James Ryan’ı bulmakla görevlendirilir. Filmin yıldızlarla dolu oyuncu kadrosunda Tom Hanks, Matt Damon, Tom Sizemore, Giovanni Ribisi ve Vin Diesel yer alıyor.
Saving Private Ryan, hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden büyük övgü aldı. Özellikle çarpıcı gerçekçiliğe sahip savaş sahneleri, destansı anlatımı ve Steven Spielberg’in usta yönetmenliği filmin en çok takdir edilen yönleri oldu.
Film, 71. Akademi Ödülleri öncesinde Oscar yarışının en güçlü favorisi olarak gösteriliyordu. Toplam 11 dalda adaylık elde etmesine rağmen bunların yalnızca 5’ini kazanabildi. Bu ödüller arasında Steven Spielberg’e verilen En İyi Yönetmen Oscar’ı da bulunuyordu.
Buna karşın En İyi Film ödülünü, bu listede yer alan başka bir yapıma sürpriz şekilde kaptırdı. Bu sonuç, Oscar tarihinin en büyük ve en tartışmalı ödül sürprizlerinden biri olarak kabul edilmeye devam ediyor.
The Silence of the Lambs (1991)
Thomas Harris’in 1988 yılında yayımlanan aynı adlı romanından uyarlanan The Silence of the Lambs, FBI akademisi öğrencisi Clarice Starling’i (Jodie Foster), “Buffalo Bill” lakabıyla bilinen seri katili yakalayabilmek için hapiste bulunan dâhi yamyam Hannibal Lecter ile iş birliği yapmak zorunda bırakır.
Anthony Hopkins, filmde yalnızca 16 dakika boyunca görünmesine rağmen sinema tarihinin en unutulmaz karakterlerinden birini yaratmayı başardı. The Silence of the Lambs, 64. Akademi Ödülleri’nde toplam 7 dalda Oscar adaylığı elde etti.
Film, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Uyarlama Senaryo olmak üzere Oscar’ın “Büyük Beşli” kategorisinin tamamını kazandı. Böylece sinema tarihinde bunu başaran yalnızca üç filmden biri olmayı başardı.
Forrest Gump (1994)
Forrest Gump, 1990’ların ortasında milyonlarca izleyicinin kalbini kazanan filmlerden biri oldu. Film, 20. yüzyıl Amerikan tarihini, saf ama iyi kalpli Forrest Gump’ın (Tom Hanks’in kariyerindeki en iyi performanslardan biri olarak görülen rolü) sıra dışı yaşam öyküsüyle ustalıkla iç içe geçiriyor. Duygusal anlatımı ve etkileyici oyunculukları sayesinde hem eleştirmenlerden büyük övgü aldı hem de izleyicilerin beğenisini kazandı.
Aynı zamanda büyük bir gişe başarısı elde eden Forrest Gump, 1994 yılının en çok hasılat yapan ikinci filmi oldu. Zirvede ise yalnızca Disney’in animasyon klasiği The Lion King yer alıyordu.
Forrest Gump, 67. Akademi Ödülleri’nde tam 13 dalda Oscar adaylığı kazandı. Bu adaylıkların 6’sını ödüle dönüştürmeyi başardı. Kazandığı ödüller arasında En İyi Film, En İyi Yönetmen (Robert Zemeckis), En İyi Uyarlama Senaryo ve bir önceki yıl Philadelphia ile Oscar kazanan Tom Hanks’e verilen En İyi Erkek Oyuncu ödülü de bulunuyordu.
Filmin En İyi Film Oscar’ını kazanması ise sinemaseverler arasında hâlâ tartışılan sonuçlardan biri olarak görülüyor. Bir kesim bu ödülün tamamen hak edilmiş olduğunu savunurken, diğerleri ödülün Pulp Fiction ya da The Shawshank Redemption‘a verilmesi gerektiğini düşünüyor.
Shakespeare in Love (1998)
Shakespeare in Love, Viola de Lesseps (Gwyneth Paltrow) ile bizzat William Shakespeare (Joseph Fiennes) arasında geçen kurgusal bir aşk hikâyesini anlatıyor. Üstelik bu romantik ilişki, Shakespeare’in başyapıtı kabul edilen Romeo ve Juliet‘i kaleme aldığı dönemde yaşanıyor. Romantizm açısından bundan daha etkileyici bir kurgu düşünmek zor.
Film, 71. Akademi Ödülleri’nde toplam 13 dalda Oscar adaylığı elde etti ve bunların 7’sini kazanarak bu listedeki bir başka yapımla aynı başarıya ulaştı. Kazandığı ödüller arasında Gwyneth Paltrow’a verilen En İyi Kadın Oyuncu, Judi Dench’e verilen En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ve En İyi Film Oscar’ları da yer alıyordu.
Bununla birlikte, Shakespeare in Love‘ın En İyi Film ödülünü Steven Spielberg’in Saving Private Ryan filmi karşısında kazanması bugün bile Oscar tarihinin en tartışmalı sonuçlarından biri olarak görülüyor. Pek çok sinemasevere göre bu karar, Akademi tarihindeki en büyük haksızlıklardan biri olarak değerlendiriliyor.
Dances with Wolves (1990)
Dances with Wolves, Amerikan İç Savaşı sırasında görev yapan Teğmen John Dunbar’ın, bir Kızılderili kabilesiyle yakın bir bağ kurmasının ardından sadakatini, kimliğini ve hayattaki amacını sorgulamaya başlamasını konu alan destansı bir western filmidir. Kevin Costner’ın başrolünde yer aldığı yapım, aynı zamanda oyuncunun yönetmen olarak ilk uzun metrajlı filmidir. Hassas bir konuyu ele almasına rağmen, destansı anlatımı ve türe farklı bir bakış kazandıran hikâyesi sayesinde eleştirmenlerden büyük övgü aldı.
Film, 63. Akademi Ödülleri’nde toplam 12 dalda Oscar adaylığı elde etti ve bunların 7’sini kazanmayı başardı. Ödüller arasında Kevin Costner’a verilen En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Film Oscar’ları da yer alıyordu.
Dances with Wolves, bugüne kadar En İyi Film Oscar’ını kazanan yalnızca dört western filminden biri olma özelliğini de taşıyor.
Schindler’s List (1993)
Schindler’s List‘in tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilmesinin çok haklı nedenleri var. Film, II. Dünya Savaşı’na alışılmışın dışında bir perspektiften yaklaşarak, Holokost sırasında milyonlarca masum Yahudi’nin hayatını kaybettiği toplama kamplarını siyah-beyaz görüntüler eşliğinde son derece sarsıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Anlattığı hikâye son derece trajik olsa da, Schindler’s List‘in gerçek bir sinema başyapıtı olduğu konusunda geniş bir görüş birliği bulunuyor.
Filmin siyah-beyaz görüntü yönetimi başlı başına etkileyici bir başarı örneği. Steven Spielberg’in bilinçli olarak yalnızca belirli anlarda renk kullanması — özellikle kırmızı paltolu küçük kız sahnesinde — filmin duygusal etkisini daha da artırıyor.
Oyunculuk performansları da en az görsel anlatımı kadar güçlü. Liam Neeson’ın vicdan sahibi Oskar Schindler yorumu ile Ralph Fiennes’in acımasız Nazi subayı performansı unutulmazlar arasında yer alıyor. Bunlara ek olarak, John Williams’ın duygu yüklü müzikleri filmin en yürek burkan anlarını daha da etkileyici hâle getiriyor.
Schindler’s List, 66. Akademi Ödülleri’nde toplam 12 dalda Oscar adaylığı kazandı ve bunların 7’sini ödüle dönüştürdü. Kazandığı ödüller arasında Steven Spielberg’e verilen En İyi Yönetmen, John Williams’ın aldığı En İyi Özgün Müzik ve En İyi Film Oscar’ları da bulunuyordu.
The English Patient (1996)
The English Patient, Michael Ondaatje’nin 1992 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan, II. Dünya Savaşı sırasında geçen destansı bir aşk filmidir. Hikâyede, bir hemşire (Juliette Binoche), uçak kazasında ağır şekilde yanan bir adama (Ralph Fiennes) bakarken, adam geçmişini ve yaşadığı büyük aşkı bir dizi geri dönüş sahnesi aracılığıyla anlatır. Film, gişede önemli bir başarı elde ederken, etkileyici oyunculukları ve nefes kesen görüntü yönetimiyle eleştirmenlerden de büyük övgü aldı.
The English Patient, 69. Akademi Ödülleri’nde toplam 12 dalda Oscar adaylığı kazandı. Bu adaylıkların 9’unu ödüle dönüştürerek gecenin en büyük kazananı oldu. Kazandığı ödüller arasında Anthony Minghella’nın aldığı En İyi Yönetmen, Juliette Binoche’un kazandığı En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ve En İyi Film Oscar’ları da yer alıyordu.
Bununla birlikte, filmin En İyi Film ödülünü kazanması yıllar içinde tartışmalı bir karar olarak görülmeye başlandı. Pek çok sinemasevere göre o yıl bu ödülü aslında Fargo hak ediyordu.
Titanic (1997)
Oscar başarısı denildiğinde akla gelen ilk filmlerden biri hiç kuşkusuz Titanictir. Efsanevi transatlantik gemisinin trajik batışından hemen önce geçen bu destansı romantik film, farklı sosyal sınıflardan gelen iki gencin unutulmaz aşk hikâyesini anlatıyor.
Titanic, yalnızca gişede rekorlar kırmakla kalmadı; aynı zamanda gerçek bir popüler kültür fenomenine dönüştü. Çığır açan görsel efektleri, duygu yüklü müzikleri ve zamana meydan okuyan aşk hikâyesiyle hem eleştirmenlerin hem de izleyicilerin büyük beğenisini kazandı. Film, genç Leonardo DiCaprio’yu dünya çapında bir yıldız ve milyonların hayran olduğu bir isim hâline getirirken, Kate Winslet’ın da yetenekli bir oyuncu olarak uluslararası ölçekte tanınmasını sağladı.
Titanic, 70. Akademi Ödülleri’nde tam 14 dalda Oscar adaylığı elde etti ve bunların 11’ini kazanarak olağanüstü bir başarıya imza attı. Kazandığı ödüller arasında En İyi Film, James Cameron’a verilen En İyi Yönetmen ve Celine Dion’un unutulmaz şarkısı “My Heart Will Go On” ile kazanılan En İyi Özgün Şarkı Oscar’ı da bulunuyordu.
Toplam 11 Oscar ile Titanic, sinema tarihinin en fazla Oscar kazanan filmleri arasında yer alıyor. Bu rekoru, Ben-Hur ve The Lord of the Rings: The Return of the King ile paylaşıyor.

