“Pre Code Hollywood” denildiğinde ilk akla gelen şey çoğu zaman cinselliktir. Oysa 1930 ile 1934 arasındaki birkaç yıllık dönem bundan çok daha geniş bir özgürlük alanı açtı. Kadınların evlilik dışı ilişkileri, suçluların çekici kahramanlara dönüşmesi, fuhuş, cinsel şiddet, sınıf atlama arzusu ve hatta demokratik kurumları askıya alan bir başkan Hollywood filmlerinde şaşırtıcı bir açıklıkla yer bulabiliyordu.
Buradaki “Hays Code öncesi” ifadesinin küçük ama önemli bir tarihsel ayrıntısı var. Motion Picture Production Code aslında 1930’da kabul edilmişti. Bugün Pre-Code Hollywood dediğimiz dönem, kuralların henüz düzenli ve sert biçimde uygulanmadığı yılları anlatıyor. 1934’te Production Code Administration’ın güç kazanmasıyla stüdyoların gösterebileceği ilişkilerden suçun nasıl cezalandırılacağına kadar pek çok alan çok daha sıkı denetlenmeye başladı.
Aşağıdaki on film, dönemin yalnızca ne kadar açık saçık olabildiğini değil, Hollywood’un birkaç yıl boyunca toplumsal ve ahlaki sınırlarla ne kadar rahat oynayabildiğini gösteriyor.
10 Gabriel over the White House (1933)

ABD Başkanı Judson Hammond göreve geldiğinde Büyük Buhran'ın yarattığı işsizlik, suç ve ekonomik krizle ciddi biçimde ilgilenmeyen sıradan bir politikacıdır. Geçirdiği ağır trafik kazasının ardından kişiliği tamamen değişir. Hammond artık ülkenin sorunlarını hızla çözmek isteyen kararlı bir lidere dönüşür; fakat bunun için Kongre'yi ve demokratik teamülleri aşmaktan çekinmez.
Gabriel over the White House listenin diğer filmlerinden farklı olarak sınırı cinsellikte değil siyasette zorluyor. Walter Huston'ın Hammond'ı basit bir diktatör karikatürü değil; film onun hızlı karar alma gücünden ve sorunları zor kullanarak çözebilmesinden zaman zaman açıkça etkileniyor. Demokratik denge mekanizmalarının verimsiz engeller gibi gösterilebilmesi, 1933 tarihli büyük bir Hollywood yapımı için bugün bile şaşırtıcı.
Production Code'un sıkılaşması doğrudan tek bir siyasi görüşü yasaklamadı ancak stüdyoların tartışmalı fikirleri ele alış biçimi giderek daha kontrollü hale geldi. Gabriel over the White House, Pre-Code özgürlüğünün yatak odası ve gangster filmlerinin çok ötesine uzandığını gösterdiği için listenin en sıra dışı parçalarından.
9 The Story of Temple Drake (1933)

Saygın bir yargıcın torunu olan Temple Drake, bir gece yaşanan trafik kazasının ardından kaçakçıların kullandığı izole bir eve sığınmak zorunda kalır. Burada Trigger adlı tehlikeli bir gangsterin tehdidi altında kalır. Temple'ın korunaklı sosyal çevresi ile içine düştüğü şiddet dünyası arasındaki mesafe hızla kapanırken yaşananlar daha sonra bir cinayet davasıyla iç içe geçer.
William Faulkner'ın Sanctuary romanından uyarlanan film, kaynağın bütün sertliğini perdeye taşımıyor; buna rağmen cinsel şiddeti ve erkek tehdidini dönemi için son derece karanlık biçimde ele alıyor. Miriam Hopkins'in Temple'ı yalnızca olayların pasif kurbanı olarak yazılmamış. Film onun korkusunu, seçimlerini ve içinde bulunduğu kirli ahlaki dünyayı kolay bir melodram rahatlığıyla temizlemiyor.
Filmin ne kadar sorun yarattığını kendi dönemindeki sansür tartışmaları gösteriyor. Hays Office daha yapım aşamasında Faulkner uyarlamasına itiraz etmişti ve Production Code sıkılaştıktan sonra film uzun süre yeniden gösterilemedi. The Story of Temple Drake, Pre-Code Hollywood'un yalnızca cinsel özgürlükte değil, rahatsız edici konulara yaklaşmakta da ne kadar ileri gidebildiğinin karanlık örneklerinden.
8 Scarface (1932)

Tony Camonte, Chicago'nun suç dünyasında hızla yükselmek isteyen acımasız bir gangsterdir. Patronlarının koyduğu sınırları tanımadan rakip çetelere saldırır, gücünü genişletir ve şehrin suç düzenini kendi lehine değiştirmeye çalışır. Tony'nin yükselişi daha fazla para ve nüfuz getirirken kullandığı şiddet de giderek kontrolden çıkar.
Scarface gangsteri yalnızca seyircinin nefret etmesi gereken bir suçlu olarak sunmuyor. Paul Muni'nin Tony'si saldırgan ve dengesiz olduğu kadar enerjik ve karizmatik. Makineli tüfekler, gece kulüpleri, pahalı kıyafetler ve hızlı yükseliş suç hayatını heyecan verici hale getiriyor. Filmin kendi döneminde sansürle uğraşmasının önemli nedenlerinden biri de gangsterliği yalnızca mahkûm etmekle yetinmemesi.
1934 sonrasında suçun yöntemlerinin ayrıntılı gösterilmesi ve suçlunun fazla çekici görünmesi Production Code açısından çok daha hassas hale geldi. Scarface'in kaba enerjisi tam da bu yüzden Pre-Code dönemine ait hissediliyor: film Tony'nin sonunu gösterse bile onun yükselişinin cazibesini seyirciden saklamıyor.
7 Safe in Hell (1931)

New Orleans'ta seks işçiliği yapan Gilda Karlson, geçmişinde kendisine cinsel şiddet uygulayan Piet ile yeniden karşılaşır. Çıkan olayların ardından onun öldüğünü sanan Gilda, sevgilisi Carl'ın yardımıyla ABD'den kaçar ve suçluların iade edilmediği tropik bir adaya sığınır. Fakat kaçtığı yerde de erkeklerin baskısından ve şiddet tehdidinden kurtulamaz.
William A. Wellman filmin merkezine dönemin ana akım Hollywood'unda kolay kolay açık biçimde konuşulmayan fuhuş ve cinsel şiddeti yerleştiriyor. Dorothy Mackaill'ın Gilda'sı ahlaki ders verilmesi gereken 'düşmüş kadın' kalıbına indirgenmiyor; sert, alaycı ve kendi hayatı üzerinde mümkün olduğunca söz sahibi olmaya çalışan biri. Çevresindeki erkeklerin ona yaklaşımı ise romantik bir tehdit değil, hayatını belirleyen sürekli bir baskı.
Production Code sıkılaştığında fuhuş, cinsel şiddet ve kadınların evlilik dışındaki cinsel hayatı çok daha katı biçimde denetlendi. Safe in Hell bugün Pre-Code döneminin en neşeli değil, en sert tarafını temsil ediyor; özgürlük bazen daha önce gösterilemeyen karanlık gerçekleri açıkça konuşabilmek anlamına geliyordu.
6 Trouble in Paradise (1932)

Usta hırsız Gaston Monescu ile yankesici Lily birbirlerini kandırmaya çalışırken aynı dünyanın insanları olduklarını fark eder ve ortaklık kurar. Yeni hedefleri zengin parfüm şirketi sahibi Mariette Colet'dir. Gaston onun özel sekreteri olarak eve girer ancak Mariette'ye karşı duyduğu çekim planı giderek karmaşık hale getirir.
Ernst Lubitsch suçluları filmin ahlaki açıdan en sorunlu insanları gibi göstermiyor; tam tersine Gaston ve Lily odadaki en zeki, çekici ve eğlenceli kişiler. Hırsızlık bir meslek, baştan çıkarma ise bu mesleğin doğal uzantısı gibi işleniyor. Film zenginlerin dünyasını da daha erdemli göstermediği için suç ile saygınlık arasındaki sınır sürekli bulanıklaşıyor.
Production Code suçluların sempati uyandıracak biçimde sunulmasına ve suçun yeterli karşılık görmemesine giderek daha sıkı yaklaştı. Trouble in Paradise'ın bugün hâlâ böylesine hafif ve rahat görünmesi bundan kaynaklanıyor. Film suç, arzu ve para konusunda seyirciye ahlak dersi vermeden eğlenebiliyor.
5 Female (1933)

Alison Drake büyük bir otomobil şirketini yöneten zengin ve güçlü bir iş insanıdır. İş hayatında kararları kendisi verir, özel hayatında da ilgisini çeken erkeklerle bağlanma zorunluluğu hissetmeden ilişki yaşar. Şirketine katılan mühendis Jim Thorne ise Alison'ın alıştığı güç ilişkisine beklediği gibi karşılık vermeyince onun düzeni değişmeye başlar.
Female'ın provokasyonu basit ama dönem için oldukça keskin: Hollywood'un güçlü erkek patronuna verdiği para, makam ve cinsel özgürlüğü bir kadına veriyor. Ruth Chatterton'ın Alison'ı erkek çalışanlarını seçen, onları evine davet eden ve ertesi gün işine dönen taraf. Film bu davranışı saklamıyor veya Alison'ı başlangıçtan itibaren suçlulukla ezmiyor.
Hikâye son bölümünde dönemin daha geleneksel kadınlık ve romantizm anlayışına yaklaşsa da ilk iki perdesindeki Alison oldukça radikal kalıyor. Production Code sonrasında kadın cinselliğinin sonuçsuz ve bu kadar doğrudan bir iktidar biçimi olarak sunulması çok daha zorlaşacaktı.
4 Design for Living (1933)

Paris'te yaşayan oyun yazarı Tom ile ressam George, Gilda Farrell'a âşık olur. Gilda iki erkek arasında seçim yapmayı reddeder ve üçünün birlikte yaşayacağı platonik bir düzen önerir. Yapılan anlaşmanın sınırları aşk, kıskançlık ve karşılıklı çekim devreye girdikçe kısa sürede zorlanmaya başlar.
Ernst Lubitsch üç kişi arasındaki ilişkiyi utanç ya da ahlaki çöküş hikâyesi olarak anlatmak yerine yetişkin bir romantik komediye dönüştürüyor. Miriam Hopkins, Gary Cooper ve Fredric March arasındaki çekim açıkça hissediliyor; filmin mizahı da bu insanların neden geleneksel çift düzenine sığamadığından çıkıyor. Evlilik ise otomatik olarak hikâyenin ideal son noktası kabul edilmiyor.
Üçlü ilişki fikrinin 1933'te büyük bir Paramount filminde bu kadar rahat tartışılabilmesi Pre-Code döneminin sınırlarını iyi özetliyor. Code sıkılaştığında evlilik dışındaki cinsel ve romantik ilişkilerin ele alınışı çok daha kontrollü hale gelecekti. Design for Living bugün hâlâ şaşırtıcı ölçüde çağdaş bir ilişki komedisi gibi duruyor.
3 The Divorcee (1930)

Jerry, kocası Ted'in başka bir kadınla ilişkisi olduğunu öğrendiğinde evliliklerinin sandığı kadar eşit olmadığını fark eder. Ted kendi sadakatsizliğini geçici ve önemsiz bir hata gibi görürken Jerry aynı özgürlüğün kendisine de ait olduğuna karar verir. Böylece kocasının davranışına onun kendi kurallarıyla cevap verir.
Norma Shearer'ın Jerry'si yalnızca ihanete uğradığı için acı çeken eş rolünde kalmıyor. Film erkeğin cinsel sadakatsizliğinin hoş görülebilir, kadınınkinin ise yıkıcı kabul edilmesini doğrudan sorguluyor. Jerry'nin cinsel hayatını kendi kararıyla sürdürmesi 1930 Hollywood'u için oldukça açık bir çifte standart eleştirisi.
The Divorcee Production Code'un kabul edildiği yıl gösterime çıktı; yani Pre-Code teriminin neden 'Code'dan önce' anlamına gelmediğinin de iyi bir örneği. 1934 sonrasında evlilik dışı ilişkiler ekranda kalmaya devam etti fakat bunların sonuçları ve evlilik kurumunun korunması çok daha sıkı denetlendi. Film tam bu geçiş öncesindeki özgürlüğü yakalıyor.
2 Red-Headed Woman (1932)

Lil Andrews küçük bir kasabada sekreter olarak çalışırken zengin patronu Bill Legendre'i elde etmeye karar verir. Bill'in evli olması onu durdurmaz. Lil, cinselliğini ve çevresindeki erkeklerin zaaflarını sosyal konumunu yükseltmek için kullanır; bir hedefe ulaştığında ise hemen daha zengin ve güçlü bir sonraki erkeğe yönelir.
Jean Harlow'nun Lil'i dönemin geleneksel kadın karakterlerine hiç benzemiyor. Ne istediğini açıkça biliyor, bunu elde etmek için evlilikleri dağıtmaktan çekinmiyor ve filmin mizahı onu sürekli utandırmak yerine çoğu zaman onun küstahlığından besleniyor. Lil'in cinsel özgürlüğünden bile daha şaşırtıcı olan şey, hikâyenin ona karşı beklenenden çok daha az cezalandırıcı davranması.
Production Code'un sıkı döneminde ahlaki ihlalin sonuçsuz kalması önemli bir sorun haline gelecekti. Red-Headed Woman ise tam tersine, kötü davranışın mutlaka trajik cezayla kapanması gerektiği fikriyle alay ediyor. Pre-Code Hollywood'un en pervasız kadın karakterlerinden birinin hâlâ bu kadar eğlenceli görünmesi tesadüf değil.
1 Baby Face (1933)

Lily Powers, babasının işlettiği küçük bir barda çocukluğundan beri erkeklerin istismarına maruz kalarak büyür. Babasının ölümünden sonra kasabadan ayrılır ve New York'a gider. Büyük bir bankada işe girdiğinde artık erkeklerle ilişkilerinde kullanılan taraf olmayı reddeder; onların arzularını kendi kariyeri ve sınıfsal yükselişi için kullanmaya başlar.
Barbara Stanwyck'ın Lily'si Pre-Code Hollywood'un neden bu kadar sıra dışı olduğunu tek başına anlatabilecek bir karakter. Film onun cinselliğini romantik aşkın parçası olarak değil, para ve iktidarla doğrudan bağlantılı bir araç olarak ele alıyor. Bankanın katlarını yükseldikçe sevgililerinin statüsünün de yükselmesi, Lily'nin sınıf atlayışını neredeyse görsel bir merdivene dönüştürüyor. Üstelik film onun geçmişte erkekler tarafından sömürülmüş olmasını hiç unutmuyor.
Baby Face daha gösterime çıktığı dönemde Hays Office'in müdahalesiyle karşılaştı ve film için değişiklikler talep edildi. 1934 sonrasındaki sıkı uygulamada bir kadının cinselliğini bu kadar açık biçimde güç ve ekonomik ilerleme için kullanması, üstelik anlatının onu baştan sona basit bir günahkâr olarak cezalandırmaması çok daha zor olurdu. Hollywood'un o kısa özgürlük dönemini tek filmle açıklamak gerekirse Baby Face hâlâ en doğrudan cevap.




