Türk sineması son 20 yılda yalnızca gişede başarı yakalayan filmlerle değil, uluslararası festivallerde ses getiren, farklı anlatım biçimleri deneyen ve yıllar geçtikçe değerini artıran yapımlarla da dikkat çekti. Bu dönem, Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’daki başarılarından bağımsız sinemanın yeni kuşağına kadar oldukça geniş bir film yelpazesine sahne oldu. Biz de son 20 yılın en iyi Türk filmleri arasından seçim yaparken yalnızca ödüllere veya IMDb puanlarına bakmadık; filmlerin sinema dilini, yarattıkları etkiyi ve bugün hâlâ konuşulmalarını sağlayan özelliklerini birlikte değerlendirdik.
Son 20 yılın en iyi Türk filmleri arasından hazırladığımız bu seçkide yalnızca ödül sayılarına veya IMDb puanlarına bakmadık. Filmlerin sinema dilini, yönetmenlik tercihlerini, oyunculuklarını, ele aldıkları konuları ve aradan yıllar geçmesine rağmen neden hâlâ konuşulduklarını dikkate aldık. Bu nedenle listede hem Türk sinemasının uluslararası alandaki güçlü temsilcilerini hem de daha az konuşulmasına rağmen keşfedilmeyi hak eden yapımları bir arada göreceksiniz.
2006’dan 2026’ya uzanan bu döneme baktığımızda karşımıza tek bir Türk sineması çıkmıyor. Kimi filmler insan psikolojisinin karanlık taraflarına inerken kimileri aile ilişkilerini, toplumsal değişimi veya bireyin çevresiyle çatışmasını merkezine alıyor. Bazıları ise yalnızca birkaç karakter üzerinden çok daha büyük meseleleri tartışmayı başarıyor.
Şimdi, son 20 yılın en iyi Türk filmleri arasından seçtiğimiz 10 yapımı 10. sıradan başlayarak sıralayalım.
10. Çoğunluk (2010)

IMDb: 7.4
Yönetmen: Seren Yüce
Başroller: Bartu Küçükçağlayan, Settar Tanrıöğen, Esme Madra, Nihal Koldaş
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2010
Mertkan’ın hayatında ilk bakışta ciddi bir sorun yoktur. İstanbul’da ailesiyle yaşar, babasının inşaat şirketinde çalışır, arkadaşlarıyla alışveriş merkezlerinde ve gece kulüplerinde vakit geçirir. Hayatı belli bir düzende ilerlerken Gül’le tanışması bu düzenin dışına çıkmasına neden olur. Gül’ün ailesinin geldiği bölge ve etnik kimliği, Mertkan’ın babasının ilişkiye karşı çıkması için yeterlidir. Böylece genç adam, kendi kararlarıyla ailesinin öğrettiği değerler arasında sıkışır.
Seren Yüce, hikâyeyi büyük çatışmalar ya da yüksek sesli tartışmalar üzerinden anlatmıyor. Mertkan’ın babasıyla kurduğu ilişki, evdeki konuşmalar, arkadaş çevresi ve Gül’le yaşadıkları üzerinden karakterin nasıl şekillendiğini izliyoruz. Bartu Küçükçağlayan’ın Mertkan’daki isteksizliği ve edilgenliği özellikle etkili. Settar Tanrıöğen ise Kemal karakterinde, otoritesini neredeyse hiç yükseltmeden hissettiren bir baba portresi çiziyor. Filmde rahatsız edici olan da çoğu zaman söylenenlerden ziyade, karakterlerin bazı düşünceleri ne kadar doğal kabul ettikleri.
Çoğunluk, 2010’da Venedik Film Festivali’nde Geleceğin Aslanı ödülünü kazandı. Aynı yıl Antalya Altın Portakal’da En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerinin yanı sıra Bartu Küçükçağlayan’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirdi. Film ayrıca SİYAD’da En İyi Senaryo ödülünü aldı. (imdb.com)
9. Kelebekler (2018)

IMDb: 7.3
Yönetmen: Tolga Karaçelik
Başroller: Tolga Tekin, Bartu Küçükçağlayan, Tuğçe Altuğ
Tür: Dram, Komedi
Yapım Yılı: 2018
Cemal, Kenan ve Suzan birbirlerinden yıllardır uzak yaşayan üç kardeş. Babalarından gelen beklenmedik bir telefon, üçünü de çocukluklarının geçtiği Hasanlar Köyü’ne geri dönmeye mecbur bırakıyor. Köye vardıklarında babalarının öldüğünü öğrenmeleri ise yolculuğun asıl başlangıcı oluyor. Üç kardeş, babalarının vasiyetindeki tuhaf ayrıntılar ve köyün kendine özgü insanları arasında geçmişleriyle hesaplaşırken birbirlerini de yeniden tanımaya başlıyor.
Tolga Karaçelik burada aile dramını ağır ve kasvetli bir anlatımla kurmak yerine kara mizaha yaslanıyor. Cemal’in kendisini astronot sanan ama aslında hiç uzaya çıkmamış hâli, Kenan’ın geçimini tuhaf seslendirme işleriyle sağlaması ve Suzan’ın giderek kontrolünü kaybetmesi, kardeşlerin her birine ayrı bir absürtlük katıyor. Oyuncuların performansları da bu tonu ayakta tutuyor. Özellikle üç kardeşin arasındaki doğal sürtüşmeler, filmin mizahını hazır esprilerden çok karakterlerin davranışlarından çıkarıyor. Filmfest Hamburg da Kelebekler için dram ile kara mizahı bir araya getiren bir aile hikâyesi tanımlaması yapıyor.
Filmin en büyük başarısı ise bu tuhaf hikâyenin altında oldukça samimi bir aile meselesi saklaması. Üç kardeş babalarını anlamaya çalışırken aslında kendi hayatlarına bakmak zorunda kalıyor. Karaçelik’in senaryosu, komediyle hüznün arasındaki geçişleri zorlamadan yapıyor. Üstelik Kelebekler, 2018 Sundance Film Festivali’nde Dünya Sineması Dramatik kategorisinde Büyük Jüri Ödülü kazanarak uluslararası alanda da önemli bir başarı elde etti. İstanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü, Adana Film Festivali’nde ise En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödülleri geldi.
8. İşe Yarar Bir Şey (2017)

IMDb: 7.6
Yönetmen: Pelin Esmer
Başroller: Başak Köklükaya, Öykü Karayel, Yiğit Özşener
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2017
Leyla, 25 yıl sonra ilk kez lise arkadaşlarıyla buluşmak için gece trenine biner. Trende tanıştığı genç hemşire adayı Canan’ın hikâyesi ilgisini çeker. Canan’ın gittiği yerin ve buluşacağı kişinin ne olduğunu öğrendiğinde ise bu sıradan yolculuk bambaşka bir anlam kazanır. Pencereden dışarı bakarak günlerini geçiren Yavuz’un hayatına da bu yolculuk üzerinden gireriz. Üç yabancının yolları aynı noktada kesiştiğinde, birkaç saatlik bir tren yolculuğu herkes için geri dönüşü olmayan bir karara dönüşür.
Pelin Esmer, hikâyenin büyük bölümünü hareket hâlindeki bir trenin içine yerleştirerek oldukça sade bir sinema kuruyor. Leyla’nın merakı, Canan’ın çekingenliği ve Yavuz’un sessiz bekleyişi arasında gidip gelirken karakterleri hemen açıklamak yerine onları tanımamız için zaman tanıyor. Başak Köklükaya’nın Leyla’sı özellikle dikkat çekici; karakterin hayatı sorgulayan ama bunu yüksek sesle yapmayan tavrı filme kendine özgü bir sakinlik kazandırıyor. Öykü Karayel ve Yiğit Özşener de bu dengede önemli bir yer tutuyor. Senaryoda Pelin Esmer’e Barış Bıçakçı eşlik ediyor.
Filmin festival yolculuğu da oldukça güçlü. İşe Yarar Bir Şey, 2017 Tallinn Black Nights Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü aldı. İstanbul Film Festivali’nde FIPRESCI ödülüne, Adana Film Festivali’nde ise En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Görüntü Yönetimi ödüllerine ulaştı. SİYAD’da da senaryo ve oyunculuk dallarında ödüller kazandı. (turn0search0)
7. Tepenin Ardı (2012)

IMDb: 7.1
Yönetmen: Emin Alper
Başroller: Tamer Levent, Reha Özcan, Mehmet Özgür, Berk Hakman, Banu Fotocan
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2012
Faik, şehirden uzak bir arazide kendi düzenini kurmuş emekli bir adamdır. Oğlu Nusret ve torunları Zafer ile Caner yaz tatili için yanına geldiğinde, çevredeki Yörüklerle yaşanan eski anlaşmazlıklar yeniden gündeme gelir. Karşı tepede yaşayan insanlar giderek ailenin bütün korkularının merkezine yerleşir. Ortada gerçekten bir tehdit var mıdır, yoksa herkes kendi korkusunun peşinden mi gitmektedir? Emin Alper, Tepenin Ardı‘nda bu sorunun cevabını aceleyle vermiyor. Seyirciyi de karakterlerle birlikte şüphelenmeye bırakıyor.
Filmin en güçlü tarafı, korkuyu göstermek yerine korkunun nasıl üretildiğini anlatması. Başta yalnızca bir aile meselesi gibi duran hikâye, zaman geçtikçe önyargı, düşman yaratma ve aidiyet duygusu üzerine daha geniş bir yere açılıyor. Dağlık ve izole coğrafya da bu atmosferin önemli bir parçası. İnsanların birbirlerinden uzaklaştıkça gerçeği daha kolay çarpıtmaları, filmin gerilimini sürekli diri tutuyor. Tamer Levent, Reha Özcan ve genç oyuncuların performansları da bu huzursuzluğun doğal görünmesine yardımcı oluyor. (İstanbul Modern)
Emin Alper’in ilk uzun metrajı olan Tepenin Ardı, daha ilk filminde uluslararası festivallerden ciddi bir karşılık aldı. 2012 Berlin Film Festivali’nde Caligari Film Ödülü kazandı; İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Senaryo ödüllerini aldı. Saraybosna’dan Jüri Özel Ödülü, Karlovy Vary’den En İyi Asya Filmi ve Asia Pacific Screen Awards’tan En İyi Film ödülüyle döndü.
6. Sivas (2014)

IMDb: 7.3
Yönetmen: Kaan Müjdeci
Başroller: Doğan İzci, Çakır, Ozan Çelik
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2014
On bir yaşındaki Aslan’ın hayatı, yaralı hâlde bulduğu dövüş köpeği Sivas’la karşılaşınca değişir. Köyün kenarında ölüme terk edilmiş bu hayvanı sahiplenen çocuk, kısa sürede onunla güçlü bir bağ kurar. Fakat Sivas’ın dövüşlerde kazandığı her maç, Aslan’ın hayatını biraz daha yetişkinlerin dünyasına yaklaştırır. Bir yanda Ayşe’ye duyduğu çocukça sevgi, diğer yanda köyün erkeklerinin güç ve itibar anlayışı vardır. Aslan, farkında olmadan ikisinin arasında büyümeye başlar.
Kaan Müjdeci’nin anlatımı, hikâyeyi sevimli bir çocuk ve köpek dostluğuna indirgemiyor. Köy hayatının sertliği, erkeklik anlayışı ve çocukların yetişkinlerin davranışlarını nasıl taklit ettiği filmin asıl meselesini oluşturuyor. Aslan’ın Sivas’la kurduğu ilişki de bu yüzden önemli: Köpek onun için yalnızca bir arkadaş değil, kendisini kanıtlama fırsatı hâline geliyor. Doğan İzci’nin performansı ise filmin en dikkat çekici taraflarından biri. Henüz çocuk yaşta olan oyuncu, Aslan’ın masumiyetle sertleşmek arasında gidip gelen hâlini oldukça doğal bir biçimde yansıtıyor. Filmde görüntü yönetmenliğini Armin Dierolf ve Martin Solvang, kurguyu ise Yorgos Mavropsaridis üstleniyor.
Sivas‘ı son 20 yılın en iyi Türk filmleri arasına almamızın en önemli nedenlerinden biri, ilk uzun metrajlı bir yönetmenin Venedik Ana Yarışması’nda bu kadar güçlü bir çıkış yapması. Film 2014’te Altın Aslan için yarıştı ve Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Doğan İzci de aynı festivalde oyunculuğuyla Bisato d’Oro ödülüne layık görüldü. Film daha sonra Türkiye’nin 2016 Oscar aday adayı olarak da seçildi. IMDb kayıtlarında Sivasın toplam 14 ödülü ve 13 adaylığı bulunuyor.
5. Ahlat Ağacı (2018)

IMDb: 8.0
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
Başroller: Doğu Demirkol, Murat Cemcir, Bennu Yıldırımlar, Hazar Ergüçlü
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2018
Sinan, üniversiteyi bitirip doğduğu kasabaya döndüğünde aklında tek bir şey vardır: Yazar olmak. Yıllardır üzerinde çalıştığı kitabını yayımlatmak için para bulmaya uğraşırken, babası İdris’in borçları da karşısına dikilir. Bir yandan kendi hayatını kurmaya çalışan genç adam, diğer yandan babasının yıllardır sürdürdüğü başarısızlıklarla yüzleşmek zorunda kalır. Sinan’ın öfkesi yalnızca babasına yönelik değildir; doğduğu yere, çevresindeki insanlara ve belki de kendi hayatına karşı da giderek büyüyen bir huzursuzluk taşır. Nuri Bilge Ceylan, bu çatışmayı Anadolu’nun gündelik hayatı ve uzun sohbetleri üzerinden anlatıyor.
Doğu Demirkol’un Sinan’ı filmin bütün huzursuzluğunu üzerinde taşıyor. Karakterin kendisini çevresindeki insanlardan daha zeki ve farklı görmesi, onu kolayca sevilecek bir kahraman olmaktan çıkarıyor. Murat Cemcir’in İdris’i ise ilk bakışta oğlunun hayatındaki en büyük engel gibi görünse de film ilerledikçe onun da kendi hayal kırıklıklarıyla yaşayan bir adam olduğunu anlıyoruz. Baba-oğul arasındaki uzun konuşmaların gücü biraz da buradan geliyor: İkisi de haklı olduğuna inanıyor, fakat ikisinin de birbirine söyleyemediği şeyler var. Ceylan’ın Gökhan Tiryaki ile kurduğu görüntü dili de Anadolu’nun coğrafyasını yalnızca bir arka plan olmaktan çıkarıyor.
Ahlat Ağacı ilk bakışta bir gencin yazar olma çabasını anlatıyor gibi görünse de filmin asıl meselesi insanın kendi hayatıyla hesaplaşması. Sinan’ın babasına duyduğu öfkenin altında, onun kaderini tekrarlama korkusu yatıyor. Kendi hayatının kontrolünü elinde tuttuğunu düşünürken aslında babasına ne kadar benzediğini fark etmesi, filmin en acı taraflarından biri. 2018’de Cannes Ana Yarışma’da yer alan film, Türkiye’nin Oscar aday adayı olarak da seçildi.
4. Vavien (2009)

IMDb: 7.5
Yönetmen: Yağmur Taylan, Durul Taylan
Başroller: Engin Günaydın, Binnur Kaya, Settar Tanrıöğen
Tür: Komedi, Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 2009
Celal’in hayatı dışarıdan bakıldığında sıradan görünüyor. Erbaa’da elektrikçilik yapıyor, eşi Sevilay ve oğluyla aynı evde yaşıyor. Fakat evliliğinden de hayatından da memnun değil. Abisi Cemal’le birlikte yürüttüğü iş istediği gibi gitmeyince borçlar büyüyor, Samsun’daki pavyon geceleri ise Celal’in kendisini başka bir hayatın içinde hayal etmesini sağlıyor. Sonunda aklına korkunç bir çözüm geliyor: Karısını öldürüp yastık altında tuttuğu parayı almak. Fakat Celal’in kusursuz sandığı plan, hiç beklemediği bir noktada dağılıyor.
Vavien‘i özel yapan şey, kara mizahın hikâyenin karanlık tarafını bastırmaması. Engin Günaydın’ın yazdığı senaryo, Celal’i ne tamamen komik ne de yalnızca acınası bir adam olarak ele alıyor. Kendi hayatından kaçmak isteyen, bunun için de giderek daha korkunç kararlar alan bir karakterle karşı karşıyayız. Binnur Kaya’nın Sevilay’ı ise Celal’in düşündüğü kadar kolay çözülebilecek biri değil. İkisinin arasındaki evlilik, filmin mizahından çok daha rahatsız edici bir taraf taşıyor. Yağmur ve Durul Taylan’ın yönetimi de bu dengeyi koruyor; absürt anların hemen ardından hikâyenin karanlık tarafına dönebiliyoruz.
Filmin 2009’da gösterime girmesinin ardından aldığı ödüller de Vavien‘in neden bu listede olduğunu anlatmak için yeterli. 2010 İstanbul Film Festivali’nde Yılın En İyi Türk Filmi, FIPRESCI ve En İyi Senaryo ödüllerini aldı. SİYAD’da Engin Günaydın’ın senaryosu ve Binnur Kaya’nın oyunculuğu ödüllendirildi. IMDb kayıtlarında filmin toplam 12 ödülü ve 13 adaylığı yer alıyor. (film.iksv.org)
3. Kış Uykusu (2014)

IMDb: 8.0
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
Başroller: Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Demet Akbağ, Serhat Mustafa Kılıç
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2014
Aydın, Kapadokya’daki küçük otelini işleten eski bir tiyatro oyuncusu. Kışın gelmesiyle birlikte otelin çevresindeki dünya sessizleşirken, Aydın’ın eşi Nihal ve boşanmış kız kardeşi Necla ile arasındaki mesafe daha görünür hâle geliyor. Bir kiracının yaşadığı sorun ve küçük bir çocuğun Aydın’ın arabasına taş atması, zaten çatlamış ilişkilerin üzerine giderek daha fazla baskı bindiriyor. Aydın kendisini kültürlü, anlayışlı ve toplum meselelerine duyarlı biri olarak görüyor. Fakat çevresindeki insanların ona bakışı aynı değil.
Kış Uykusunu izlerken zaman zaman bir roman okuyormuş hissine kapılmak mümkün. Nuri Bilge Ceylan ile Ebru Ceylan’ın senaryosu Çehov’un üç kısa öyküsünden esinleniyor; ancak film herhangi bir edebiyat uyarlaması gibi davranmıyor. Uzun konuşmaların altında karakterlerin birbirlerine karşı kurduğu üstünlük mücadeleleri yatıyor. Haluk Bilginer’in Aydın’ı özellikle etkileyici çünkü seyirciyi kolayca tarafına çekebilecek kadar akıllı ve sakin, ama yakından baktığınızda kendi doğrularına fazlasıyla güvenen bir adam. Melisa Sözen’in Nihal’i ve Demet Akbağ’ın Necla’sı da bu kapalı dünyanın farklı yüzlerini ortaya çıkarıyor.
196 dakikalık süresi bazı izleyiciler için göz korkutabilir. Fakat film, Aydın’ın zihnindeki rahatlığın yavaş yavaş bozulmasını anlatmak için bu zamana ihtiyaç duyuyor. Kış Uykusu, 2014 Cannes Film Festivali’nde 18 film arasından Altın Palmiye kazandı. Aynı festivalde FIPRESCI ödülünü de aldı. IMDb kayıtlarında toplam 19 ödül ve 32 adaylık yer alıyor.
2. Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)

IMDb: 7.8
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
Başroller: Muhammet Uzuner, Yılmaz Erdoğan, Taner Birsel, Ahmet Mümtaz Taylan
Tür: Suç, Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 2011
Gece boyunca bozkırda dolaşan birkaç araç, kayıp bir cesedi bulmaya çalışıyor. Yanlarında cinayeti işlediğini itiraf eden Kenan var; fakat cesedi tam olarak nereye gömdüğünü hatırlamıyor. Savcı, komiser, doktor, jandarmalar ve diğer görevliler tepeler arasında bir o yana bir bu yana giderken basit görünen soruşturma giderek uzuyor. Asıl mesele de zaman geçtikçe değişmeye başlıyor. Ceset nerede? Kenan gerçekten ne hatırlıyor? Ve bu insanların her birinin anlattığı hikâyenin ne kadarı doğru? Nuri Bilge Ceylan, polisiye bir arayıştan yola çıkıp insanları kendi sessizlikleriyle baş başa bırakan bir geceye dönüşen hikâye kuruyor.
Filmin ritmi özellikle önemli. Ceylan, seyirciyi olaydan olaya koşturmak yerine gecenin ağırlığını hissettiriyor. Araba farlarının aydınlattığı bozkır, köyde verilen kısa mola, savcı ile doktor arasındaki konuşmalar… Bunların her biri hikâyenin kendisi kadar önemli. Muhammet Uzuner’in Doktor Cemal’i, Yılmaz Erdoğan’ın Komiser Naci’si ve Taner Birsel’in Savcısı Nusret, aynı soruşturmanın içinde olmalarına rağmen dünyaya bambaşka gözlerle bakıyor. Uzun konuşmalar da yalnızca karakterleri tanıtmak için değil; onların geçmişlerini, zaaflarını ve sakladıkları tarafları açığa çıkarmak için kullanılıyor. Gökhan Tiryaki’nin görüntüleri ise gecenin karanlığını filmin temel atmosferlerinden birine dönüştürüyor.
Bir Zamanlar Anadolu’da, 2011 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarıştı ve Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı. Film ayrıca 21 ödül ve 34 adaylıkla uluslararası festival yolculuğunda oldukça güçlü bir karşılık aldı. SİYAD’da En İyi Film, Yönetmen ve Senaryo ödüllerini kazanması da Türkiye’deki eleştirel karşılığını güçlendirdi.
1. Sarmaşık (2015)

IMDb: 7.9
Yönetmen: Tolga Karaçelik
Başroller: Nadir Sarıbacak, Hakan Karsak, Özgür Emre Yıldırım, Kadir Çermik, Osman Alkaş
Tür: Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 2015
Bir armatörün iflas etmesiyle birlikte bir yük gemisinin mürettebatı mahsur kalır. Geminin sahibi ortada yoktur, denizcilerin bir kısmının alacağı vardır ve yeni bir kaptanın gelmesiyle gemideki dengeler değişir. Altı adam, karadan ve normal hayattan giderek uzaklaşırken ellerinde kalan tek şey aynı gemi ve birbirleriyle kurmak zorunda oldukları ilişkidir. Başlangıçta yalnızca parasını almak ve gemiden kurtulmak isteyen bu insanlar, zaman geçtikçe otorite, itaat ve güç üzerinden birbirleriyle mücadele etmeye başlar. Sarmaşık, kapalı bir mekânı insan psikolojisinin giderek sıkıştığı bir alana dönüştürüyor.
Tolga Karaçelik’in asıl başarısı, gemideki altı kişiyi birbirinin kopyası hâline getirmemesi. Her birinin dünyaya bakışı, korkuları ve güç karşısındaki tavrı farklı. Nadir Sarıbacak’ın İsmail’i bu grubun içinde özellikle dikkat çekiyor; otoriteyi kabul etmekle ona karşı çıkmak arasında gidip gelen karakter, gemideki gerilimin merkezine yerleşiyor. Özgür Emre Yıldırım, Kadir Çermik, Hakan Karsak ve diğer oyuncular da bu kapalı dünyanın giderek ağırlaşan havasına katkıda bulunuyor. Kamera geminin dar koridorlarında dolaştıkça dış dünyayla bağın kopması daha fazla hissediliyor.
Sarmaşık 2015 Sundance Film Festivali’nde Dünya Sineması Dramatik Yarışması’nda gösterildi. Aynı yıl Antalya Altın Portakal’da En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerini aldı; Nadir Sarıbacak da En İyi Erkek Oyuncu ödülüne uzandı. Film ayrıca East End Film Festivali’nde En İyi Film ve Cineuropa Ödülü kazandı. IMDb kayıtlarında 14 ödül ve 15 adaylık yer alıyor.

