Kiyoshi Kurosawa filmlerinde korku çoğu zaman nereden geldiğini açıklamıyor. Bir evin boş koridorunda, kullanılmayan bir fabrikada, bilgisayar ekranının karanlığında ya da kalabalık bir Tokyo sokağında bir şeylerin yanlış olduğuna dair his yavaş yavaş büyüyor. Kurosawa’nın karakterleri de bu dünyanın içinde birbirlerine yaklaşmak yerine giderek uzaklaşıyor. İnsan ilişkileri çözülürken teknoloji bu yalnızlığı ortadan kaldırmıyor; bazen yalnızca daha görünür hale getiriyor.
Bu yüzden Pulse bugün yeniden izlendiğinde şaşırtıcı derecede güncel görünüyor. Film 2001’de, sosyal ağların hayatı ele geçirmesinden yıllar önce, dijital bağlantının insanları mutlaka birbirine yaklaştırmayabileceğini düşünüyordu. BFI da filmi 21. yüzyıldaki dijital çağın karanlık yönünü önceden haber veren bir çalışma olarak değerlendiriyor.
Fakat Kurosawa’nın meselesi yalnızca internet değil. Cure kimliğin ne kadar kolay aşındırılabileceğini, Tokyo Sonata ekonomik düzenin bir aileyi sessizce nasıl parçalayabildiğini, Creepy güvenli görünen banliyö hayatının altındaki tehdidi sorguluyor. 2024 tarihli Cloud ise yönetmeni doğrudan bugünün çevrimiçi ekonomisine getiriyor: internetten ürün satan bir adamın anonim düşmanlıkları gerçek dünyadaki şiddete dönüşüyor. Criterion filmi dijital kişiliksizleşme ve internetin yarattığı yabancılaşma üzerinden tanımlıyor.
8 Charisma (1999)

Başarısız geçen bir rehine operasyonunun ardından polis memuru Goro Yabuike şehri geride bırakıp uzak bir ormana gidiyor. Burada Charisma adı verilen sıra dışı bir ağacın çevresinde bölünmüş insanlarla karşılaşıyor. Bazıları ağacın korunması gerektiğine inanırken diğerleri onun bütün ormanı yok edeceğini düşünüyor.
Kurosawa çatışmayı klasik bir çevre hikâyesine dönüştürmek yerine karakterleri giderek daha anlaşılmaz davranan bir dünyanın içine bırakıyor. Orman sakin ama huzurlu değil; insanlar bir ağacı korumak ya da yok etmek konusunda konuşurken mesele yavaş yavaş toplumun bütünüyle bireyin çıkarı arasındaki ikileme dönüşüyor.
Charisma yönetmenin en kapalı filmlerinden biri. Kolay cevaplar vermemesi bazen mesafe yaratıyor ama Kurosawa'nın düzen, kaos ve insan davranışıyla kurduğu ilişkiyi anlamak isteyenler için filmografisinin önemli halkalarından birini oluşturuyor.
7 Doppelgänger (2003)

Mühendis Michio Hayasaki felçli insanlara yardım edecek robotik bir cihaz üzerinde çalışıyor ancak projesi ilerlemiyor. Tam bu sırada kendisinin birebir benzeri olan bir adam hayatına giriyor. Hayasaki'nin aksine bu ikiz daha saldırgan, rahat ve toplumsal kuralları önemsemiyor.
Kurosawa doppelgänger fikrini yalnızca korkutucu bir doğaüstü olay olarak kullanmıyor. İkinci Hayasaki, karakterin bastırdığı öfkenin ve yapmak isteyip yapamadığı şeylerin serbest bırakılmış hali gibi davranıyor. Film ilerledikçe psikolojik gerilim kara komediye ve neredeyse absürt bir teknoloji hikâyesine kayıyor.
Doppelgänger yönetmenin en tuhaf ton değişimlerinden bazılarını barındırıyor. Kimlik bölünmesini teknolojiyle yan yana getirirken bir insanın kendisinden kurtulmasının mı yoksa kendi karanlık tarafına teslim olmasının mı daha korkutucu olduğunu soruyor.
6 Retribution (2006)

Dedektif Yoshioka kırmızı elbiseli bir kadının öldürülmesini araştırırken olay yerinde kendisine ait olabilecek izlerle karşılaşıyor. Ardından benzer cinayetler gerçekleşiyor ve Yoshioka geçmişiyle ilgili bazı şeyleri hatırlayamadığını fark ediyor. Kırmızı elbiseli bir hayaletin görünmeye başlaması soruşturmayı daha kişisel hale getiriyor.
Kurosawa yine boş kıyılar, terk edilmiş yapılar ve sessiz şehir alanlarıyla korkuyu karakterin zihninin dışına yayıyor. Yoshioka'nın suçlu olup olmadığı sorusu giderek önemini kaybediyor; asıl rahatsızlık, unutulan geçmişin gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığı üzerine kuruluyor.
Retribution, Cure kadar yalın ya da Pulse kadar kapsayıcı değil fakat Kurosawa'nın suçluluk ve unutma saplantısını çok saf biçimde taşıyor. Hayalet burada yalnızca ölülerin değil, modern şehrin görmezden geldiği insanların da geri dönüşüne benziyor.
5 Tokyo Sonata (2008)

Ryuhei Sasaki büyük bir şirketteki işini kaybediyor fakat bunu ailesine söyleyemiyor. Her sabah işe gidiyormuş gibi evden çıkıyor, günlerini iş arayarak ve ücretsiz yemek kuyruklarında geçiriyor. Aynı evin içinde eşi ve iki oğlu da aileden sakladıkları kendi hayatlarını kurmaya başlıyor.
Filmde hayalet ya da doğaüstü tehdit yok ama Kurosawa'nın korku filmlerindeki huzursuzluk aynen duruyor. Yemek masası, boş ofisler ve Tokyo sokakları aile üyelerinin birbirlerinden ne kadar uzaklaştığını gösteriyor. İşini kaybeden Ryuhei için ekonomik statünün çökmesi aynı zamanda kimliğinin çökmesi anlamına geliyor.
Tokyo Sonata, Kurosawa'nın korku sinemasındaki meselelerinin korku türüne ihtiyaç duymadığını gösteriyor. Bir aileyi parçalamak için hayalet gerekmiyor; işsizlik, gurur ve konuşamamak yeterli oluyor.
4 Creepy (2016)

Eski polis ve kriminal psikoloji uzmanı Takakura, yıllar önce kaybolan bir ailenin çözülememiş dosyasını incelemeye başlıyor. Aynı dönemde eşiyle yeni bir eve taşınıyor ve komşuları Nishino'yla tanışıyor. Nishino'nun davranışları giderek daha rahatsız edici hale gelirken iki hikâye birbirine yaklaşmaya başlıyor.
Kurosawa banliyönün güvenli evlerini korunaklı alanlar olarak değil, insanların birbirlerini gerçekten tanımadığı bölmeler gibi kullanıyor. Teruyuki Kagawa'nın Nishino'su açıkça tuhaf davranmasına rağmen çevresindeki insanların onun etkisinden çıkamaması filmi klasik seri katil geriliminden daha huzursuz bir yere taşıyor.
Creepy, Kurosawa'ya ilk kez yaklaşacak seyirci için güçlü bir başlangıç. Anlatısı yönetmenin daha soyut filmlerine göre daha erişilebilir ama güven, yabancılaşma ve gündelik hayatın altındaki görünmez tehdit yine tamamen ona ait.
3 Cure (1997)

Tokyo'da birbirleriyle bağlantısı görünmeyen insanlar benzer cinayetler işlemeye başlıyor. Katiller suçlarını inkâr etmiyor ama neden yaptıklarını açıklayamıyor. Dedektif Kenichi Takabe soruşturmanın izini hafızasını sürekli kaybediyor gibi görünen Mamiya adlı gizemli bir adama kadar sürüyor.
Kurosawa klasik bir seri katil soruşturmasının merkezindeki 'katil kim?' sorusunu hızla önemsizleştiriyor. Mamiya'nın insanlarla yaptığı sakin konuşmalar, şiddetin dışarıdan yerleştirilen bir fikir mi yoksa zaten içeride bulunan bir dürtü mü olduğunu belirsiz bırakıyor. Boş odalar ve uzun sessizlikler gerilimi cinayet sahnelerinden daha fazla büyütüyor.
Cure yalnızca Kurosawa'nın kariyerindeki kırılma noktalarından biri değil, modern Japon korkusunun temel filmlerinden biri. Kimliğin ne kadar sağlam olduğu sorusunu cevaplamak yerine onu izleyicinin zihninde giderek daha rahatsız edici hale getiriyor.
2 Pulse (2001)

Tokyo'daki gençlerin bilgisayarlarında açıklanamayan görüntüler belirmeye başlıyor. İnternet üzerinden görünen karanlık odalar ve hayaletimsi insanlar iki ayrı karakter grubunu aynı gizemin içine çekiyor. İnsanlar ortadan kayboldukça şehir de yavaş yavaş boşalmaya başlıyor.
Pulse'un asıl gücü interneti kötü bir teknoloji olarak göstermemesinde. İnsanlar zaten yalnız; ağ yalnızca bu yalnızlığa yeni bir biçim veriyor. Kurosawa ekranların ışığını, boş apartmanları ve terk edilmiş Tokyo'yu aynı duygunun parçaları olarak kullanıyor. Bağlantı arttıkça insanların birbirine yaklaşmaması filmin en ürkütücü fikrine dönüşüyor.
Sosyal medya çağından önce çekilen Pulse bugün neredeyse kehanet gibi okunabiliyor. Fakat filmin kalıcı olmasının nedeni geleceği doğru tahmin etmesi değil. Teknolojinin değişmesine rağmen insanın yalnız kalma korkusunun değişmemesi.
1 Cloud (2024)

Ryosuke Yoshii fabrikadaki işinin yanında internet üzerinden ürün alıp daha yüksek fiyatlara satan küçük bir yeniden satış işi yürütüyor. Kazancı arttıkça bu işi tam zamanlı yapmaya karar veriyor. Fakat müşteriler, rakipler ve geçmişte kandırdığını düşünen insanlar internette biriken öfkelerini Yoshii'ye yöneltmeye başlıyor.
Cloud, Pulse'un yirmi yılı aşkın süre sonra karşılaştığı başka bir internet dünyası gibi çalışıyor. Pulse'da insanlar bağlantının içinde kayboluyordu; burada anonim hesapların arkasında biriken kızgınlık fiziksel şiddete dönüşüyor. Kurosawa çevrimiçi ticareti, değerin ve insanların yüzlerini kaybettiği soğuk bir değiş tokuş sistemi gibi gösteriyor.
Listenin zirvesindeki Cloud, başlıktaki tezi geçmişle bugünü birbirine bağlayarak tamamlıyor. Kurosawa internet çağının korkusunu artık öngörmüyor; onun içinde yaşıyor. Pulse'un yalnız bilgisayar ekranı, Cloud'da gerçek dünyaya taşmış bir düşman kalabalığına dönüşüyor.




Bu Temada Devam Et
Kalabalığın İçinde Tek Başına: Yalnızlık Hissini En İyi Veren 15 Film
Michael Haneke Sinemasında Gözetleme, Görüntü ve Suçluluk: 7 Film
Bir Ses Kaydı Her Şeyi Değiştiriyor: Dinleme ve Gözetleme Üzerine 7 Film
Yapay Zekâ Filmleri: AI Çağından Önce Çekilmiş 15 Film