Gürcü sineması, Sovyetler Birliği içindeki ulusal sinemalar arasında kendine özgü mizahıyla ayrı bir yerde duruyor. Büyük şakalar ya da sürekli espri yerine gündelik hayatın küçük saçmalıklarını, bürokrasiyi, aile baskısını ve insanların birbirleriyle kurduğu tuhaf ilişkileri öne çıkarıyor. Bazen bir yayınevinin kimsenin okumadığı dosyaları, bazen bir güzellik yarışması, bazen de hurda çöplüğünde bulunan paslı haçlar bu mizahın çıkış noktasına dönüşüyor.
Bu tavır yalnızca Sovyet döneminde kalmıyor. Otar Iosseliani, Eldar Shengelaia ve Tengiz Abuladze gibi yönetmenlerden gelen çizgi, çağdaş Gürcü sinemasında daha kişisel, melankolik ve zaman zaman daha karanlık biçimler alarak yaşamaya devam ediyor. Blind Dates, My Happy Family ve Holy Electricity gibi filmler değişen Gürcistan’a bakarken hâlâ gündelik hayatın garip ritmiyle ilgileniyor.
Bu liste bu nedenle yalnızca klasiklerden oluşmuyor. 1929’dan 2024’e uzanarak Gürcü filmlerinin absürt hiciv, kara mizah, aile gözlemi ve toplumsal eleştiri arasında nasıl değiştiğine bakıyor.
10 My Grandmother (1929)

Tembelliği yüzünden işinden kovulan bir bürokrat, yeni bir pozisyon bulabilmek için yetenekten çok doğru bağlantılara ihtiyacı olduğunu fark ediyor. Sistem içinde yeniden yer edinmenin yolu, güçlü bir hamiden yani filmin ironik ifadesiyle bir büyükanne bulmaktan geçiyor.
Kote Mikaberidze devlet dairelerini gerçekçi biçimde göstermek yerine dekorları, bedenleri ve nesneleri bilinçli olarak abartıyor. İnsanların dosyalar ve masalar arasında kaybolduğu dünya zaman zaman dışavurumculuğa, zaman zaman slapstick komediye yaklaşıyor. Bürokrasinin kendisi neredeyse filmdeki en büyük karaktere dönüşüyor.
Filmin 1929 gibi erken bir tarihte bu kadar saldırgan ve yaratıcı bir bürokrasi hicvi kurması onu yalnız Gürcü sineması açısından değil, Sovyet sessiz sineması içinde de ilginç kılıyor. Yaklaşık bir asır sonra bile mizahının önemli bölümünü koruyor.
9 Once Upon a Time There Was a Singing Blackbird (1970)

Gia, Tiflis'te bir orkestrada timpani çalan genç bir müzisyen. Hayatını randevular, arkadaş ziyaretleri, sokaktaki karşılaşmalar ve sürekli ertelediği sorumluluklar arasında geçiriyor. Bir yere yetişirken başka birine uğruyor ve günleri sanki hiç durmadan akıyor.
Otar Iosseliani'nin mizahı karakteri küçük düşürmekten çok onu izlemekten doğuyor. Kamera Gia'nın peşinden Tiflis'in içine karışırken filmin gerçek konusu giderek hikâyeden çok yaşam ritmine dönüşüyor. Büyük dramatik olaylar yerine yarım bırakılan konuşmalar ve küçük gecikmeler öne çıkıyor.
Gürcü sinemasının kendine özgü hafifliğini anlamak için kilit filmlerden biri. Ne açık bir toplumsal hicve ne de geleneksel komediye tam olarak dönüşüyor; hayatın kendisini biraz düzensiz, biraz komik ve biraz da hüzünlü buluyor.
8 Blue Mountains, or Unbelievable Story (1983)

Genç yazar Soso yeni romanının müsveddesini bir yayınevine teslim ediyor. Sonrasında yapması gereken tek şey birilerinin kitabı okumasını beklemek. Ancak yayınevindeki herkes sürekli toplantıda, telefonda ya da başka bir işle meşgul. Aylar geçiyor ve kimse kitabın ne anlattığını bile bilmiyor.
Eldar Shengelaia bürokrasiyi büyük kötü adamların yönettiği baskıcı bir sistem olarak değil, kimsenin hiçbir şeyi yapmadığı bir organizma gibi gösteriyor. Aynı konuşmalar tekrar tekrar yaşanıyor, çalışanlar birbirlerine görev aktarıyor ve bina bile yavaş yavaş çökerken içeridekiler normal hayatlarına devam ediyor.
Blue Mountains'ın komedisi tam da buradan geliyor: Ortada büyük bir komplo yok; sadece herkes sistemi sürdürdüğü için sistem çalışmıyor. Gürcü sinemasının absürt bürokrasi mizahını tek filmle anlatmak gerekse en iyi adaylardan biri bu olur.
7 Repentance (1987)

Kasabanın eski yöneticisi Varlam Aravidze öldüğünde ailesi onu törenle toprağa veriyor. Fakat ertesi sabah cesedi bahçede beliriyor. Yeniden gömülüyor, yeniden çıkıyor. Bu tuhaf olayın arkasındaki kişinin kim olduğu ortaya çıktıkça kasabanın geçmişi de açığa çıkmaya başlıyor.
Tengiz Abuladze diktatörlük üzerine doğrudan tarih dersi vermek yerine grotesk, rüya ve kara mizah kullanıyor. Hikâye tek bir tarihsel kişiden daha geniş bir otoriterlik alegorisine dönüşüyor.
Gürcü sinemasındaki mizahın her zaman hafif olmadığını hatırlatan bir film. Buradaki absürtlük güldürmekten çok, insanların korkunç şeylerle nasıl yaşamaya devam edebildiğini sorguluyor.
6 Keep Smiling (2012)

Tiflis'te düzenlenen sıra dışı bir güzellik yarışmasına en az üç çocuk sahibi anneler katılıyor. Ödül büyük: bir daire ve para. Yarışmacıların önemli bölümü ekonomik sıkıntı içindeyken televizyonda her şey renkli dekorlar, makyaj ve zorunlu gülümsemeler altında sunuluyor.
Rusudan Chkonia yarışmayı yalnızca eğlence sektörünün parodisi olarak kullanmıyor. Kadınların para kazanabilmek için özel hayatlarını sergilemeleri, yapımcıların duygu sömürüsü ve yarışmacılar arasındaki giderek sertleşen rekabet filmi kara komediye doğru itiyor.
Başlıktaki gülümse emri giderek daha rahatsız edici bir anlam kazanıyor. Film, modern Gürcistan'ın ekonomik sorunlarını medya gösterisine bağlarken eski Gürcü hicvinin bürokrasiye yönelttiği bakışı bu kez televizyon ve piyasa kültürüne çeviriyor.
5 Blind Dates (2013)

Kırklı yaşlarındaki Sandro hâlâ ailesiyle yaşıyor ve arkadaşının ayarladığı kör randevuların hiçbirine fazla hevesli görünmüyor. Karadeniz kıyısında tanıştığı Manana'ya ilgi duymaya başladığında ise işler değişiyor. Manana'nın cezaevindeki kocasının erken çıkması Sandro'yu giderek tuhaflaşan aile ilişkilerinin içine sürüklüyor.
Levan Koguashvili karakterlerin başına gelenleri büyük komedi numaralarına çevirmiyor. İnsanlar birbirlerinin işlerine karışıyor, yanlış anlıyor, tartışıyor ve sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi aynı hayatı sürdürmeye devam ediyor.
Blind Dates, klasik Gürcü mizahının çağdaş hayatta nasıl yaşayabileceğini gösteren en güzel örneklerden biri. Melankoli ile komedi arasındaki çizgiyi hiç zorlamadan koruyor ve karakterlerini alaya almadan onların tuhaflığından yararlanıyor.
4 Scary Mother (2017)

Manana yıllarca ailesini hayatının merkezine koyduktan sonra uzun süredir bastırdığı yazarlık arzusunun peşinden gitmeye karar veriyor. Yazdığı metin ilerledikçe ailesiyle arasındaki mesafe büyüyor ve Manana giderek kendi yarattığı dünyaya çekiliyor.
Ana Urushadze filmi klasik aile dramının güvenli sınırlarında tutmuyor. Yazarlık tutkusu özgürleştirici olduğu kadar rahatsız edici bir güce dönüşüyor; ev içi gerilim grotesk karakterlerle ve beklenmedik mizah anlarıyla sürekli biçim değiştiriyor.
Ortaya kolayca sevilecek bir karakter portresinden çok daha garip bir film çıkıyor. Scary Mother, çağdaş Gürcü sinemasının mizahı aile içindeki rollerin ne kadar boğucu hale gelebileceğini göstermek için de kullandığını ortaya koyuyor.
3 My Happy Family (2017)

52 yaşındaki öğretmen Manana, Tiflis'te üç kuşağın aynı evde yaşadığı kalabalık ailesiyle birlikte hayatını sürdürüyor. Bir gün kocasını, çocuklarını ve ebeveynlerini şaşkına çevirerek evden ayrılacağını açıklıyor. Büyük bir kriz ya da yeni bir ilişki yok; Manana yalnızca tek başına yaşamak istiyor.
Filmin mizahı ailenin Manana'nın bu kadar basit bir isteği anlamlandıramamasından doğuyor. Herkes mutlaka gizli bir sebep bulmaya çalışıyor; akrabalar tavsiyeler veriyor, sorular soruyor ve Manana'nın kişisel kararını aile meclisinin ortak meselesine dönüştürüyor.
My Happy Family büyük absürt olaylara ihtiyaç duymadan Gürcü aile yapısının kendi içindeki komediyi yakalıyor. Manana'nın sessizce kendi alanını istemesi, çevresindeki insanların gürültüsü arasında giderek daha güçlü bir bağımsızlık hikâyesine dönüşüyor.
2 Blackbird Blackbird Blackberry (2023)

48 yaşındaki Etero küçük bir Gürcü kasabasında kendi dükkânını işletiyor ve hayatını tek başına sürdürmekten memnun. Çevresindeki insanlar onun evlenmemiş olmasını sürekli konuşsa da Etero bu beklentileri pek umursamıyor. Ancak yaşadığı ölüm tehlikesinin ardından başlayan beklenmedik ilişki, yıllardır kurduğu düzeni yeniden düşünmesine yol açıyor.
Elene Naveriani romantik hikâyeyi geleneksel bir yalnız kadın sonunda aşkı bulur kalıbına çevirmiyor. Etero'nun bedeni, arzuları, yemek sevgisi, yalnızlığı ve çevresindeki kadınlarla kurduğu sert ilişkiler filmin kendine özgü mizahını oluşturuyor.
Buradaki komedi daha sessiz ve daha kişisel. Kasaba dedikoduları ile Etero'nun bunlara karşı geliştirdiği kuru tavır arasındaki mesafe, çağdaş Gürcü sinemasındaki insan gözleminin ne kadar güçlü olabildiğini gösteriyor.
1 Holy Electricity (2024)

Gonga ile kuzeni Bart, Tiflis'teki bir çöplükte paslanmış haçlarla dolu bir kutu buluyor. Hurda parçalarını renkli neonlarla süsleyip elektrikli dini objelere dönüştürüyor ve bunları kapı kapı satmaya başlıyorlar. Küçük para kazanma planı, ikiliyi Tiflis'in farklı mahallelerinde birbirinden tuhaf insanlarla karşılaştıran bir yolculuğa dönüştürüyor.
Tato Kotetishvili şehri kasvetli bir post-Sovyet dekoru olarak göstermiyor. Eski otomobiller, apartmanlar, çöplükler, neon ışıkları ve sokakta karşılaşılan karakterler filmin sıcak ve hafif sürreal dünyasının parçalarına dönüşüyor.
Holy Electricity, listenin başından beri takip ettiğimiz Gürcü mizahının bugünkü karşılığını taşıyor. My Grandmother'ın bürokrasi içinde bulduğu saçmalık yaklaşık yüz yıl sonra burada paslı haçlarda, neon ışıklarında ve para kazanmaya çalışan iki Tiflisli gencin hayatında yeniden ortaya çıkıyor.




Bu Temada Devam Et
En İyi Fransız Komedi Filmleri: Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Yapım
Yeni Yunan Sinemasına Başlamak İçin 7 Film
Nazi Geçmişiyle Hesaplaşan Sinema: Yeni Alman Sineması’ndan 10 Film
İtalya’nın Kirli Sokakları: En İyi 10 Poliziotteschi