Bir evin değeri neyle ölçülür? Metrekareyle, bulunduğu semtle, satış fiyatıyla mı? Yoksa o evin içinde geçirilen yıllarla, kapısının önünden geçen insanlarla ve hatırladığımız küçük ayrıntılarla mı?
Sinemada evini kaybetmek üzerine filmler, çoğu zaman bu sorularla ilgilenir. Bir mahalle yenilendiğinde, bir apartman yıkıldığında veya bir kıyı kasabası turistik bir bölgeye dönüştüğünde, değişim herkes için aynı anlama gelmez. Kimi insan yeni bir yatırım fırsatı görürken kimi yıllardır ait olduğu yerden uzaklaşmak zorunda kalır.
Bu sekiz film, birbirinden farklı toplumsal süreçleri ortak bir duyguda buluşturuyor: Yaşadığın yerin artık sana ait olmaması.
Hal Ashby’nin Brooklyn’inden Jia Zhangke’nin sular altında kalmaya hazırlanan Fengjie kentine uzanan hikâyelerde şehir, olayların geçtiği sıradan bir arka plan değil. Karakterlerin aileleriyle, geçmişleriyle ve kendileriyle kurdukları ilişkinin bir parçası.
Burada kentsel dönüşüm, soylulaştırma, zorunlu kamulaştırma ve büyük altyapı projelerinin aynı süreçler olmadığını da unutmamak gerekiyor. Filmler farklı nedenlerle ortaya çıkan kayıpları anlatıyor. Onları bir araya getiren, bu kayıpların insanlar üzerindeki etkisi.
Listemizde komediden deneysel sinemaya, toplumsal dramdan şiirsel gerçekçiliğe kadar uzanan sekiz farklı yaklaşım var. Sıralama, Sinepop’un editoryal değerlendirmesine göre iyiden en iyiye ilerliyor.
8 The Landlord (1970)

Varlıklı bir aileden gelen Elgar Enders, Brooklyn’in Park Slope mahallesinde bir apartman satın alır. Kiracıları çıkarıp binayı kendisine göre düzenlemeyi planlar. Fakat orada yaşayan insanlarla tanıştıkça hem planı hem de ailesinden öğrendiği bazı kabuller sarsılır.
Hal Ashby’nin ilk filmi, evini kaybetmek üzerine filmler arasında hikâyeye mülk sahibinin hevesiyle girmesi bakımından ayrı bir yerde. Elgar’ın kendine yeni bir hayat kurmak için yaptığı alışveriş, kiracıların hayatını dağıtabilir. Beau Bridges’in canlandırdığı gencin iyi niyetiyle elindeki yetki arasındaki mesafe, filmin mizahına da yön veriyor.
Film bugün en çok, bir mahalleyi değiştirme gücünün ne kadar sıradan bir kararla kullanılabildiğini gösterdiğinde ilginç. Elgar binayı satın alırken kendisini ailesinden bağımsız bir adam olarak görüyor. Kiracıların gözünde ise en başından beri ev sahibi.
7 The Castle (1997)

Melbourne’de bir havaalanının dibinde yaşayan Kerrigan ailesi, pistlerin genişletilmesi için evlerinden çıkmaları gerektiğini öğrenir. Baba Darryl, ailesinin çok sevdiği bu ev için hukuk mücadelesine girişir.
Rob Sitch’in komedisi, evini kaybetmek üzerine filmler içinde en neşeli olanı. Darryl’ın gururla söz ettiği havaalanı yakınlığı, başkasının emlak ilanında saklamak isteyeceği türden bir ayrıntı. Sonra aynı havaalanı ailenin evini elinden almak isteyince, başta güldüğümüz o gururun nereden geldiğini daha iyi anlıyoruz.
Michael Caton’ın Darryl’ında insanı güldüren şey, evinin değerinden bir an bile şüphe etmemesi. Dava başladığında da filmin sıcaklığı sürüyor. Kerriganların mücadelesini bu kadar rahat sahiplenmemizde, hikâyenin önce bizi onların evinde misafir etmesinin payı büyük.
6 A Moving Image (2016)

Genç sanatçı Nina, bir süre uzak kaldığı Brixton’a döner ve mahallenin nasıl değiştiğini anlatacak bir sanat projesine girişir. Çevresindekilerden bazıları, Nina’nın da anlatmaya çalıştığı değişimin bir parçası olduğunu düşünür.
Shola Amoo, Nina’nın kurmaca hikâyesinin arasına Brixton’daki dönüşümden etkilenen insanların tanıklıklarını yerleştiriyor. Nina projesinde mahalleyi nasıl göstereceğini düşünürken bu tanıklıklar sözü bir süreliğine ondan alıyor. Böylece film, bir mahallenin hikâyesini anlatmanın kimin elinde olduğuyla da ilgileniyor.
Filmin en iyi kararı, Nina’nın haklı çıkıp çıkmayacağıyla fazla ilgilenmemesi. Bir yere yeniden ait olmak isteyen birinin, orada kalanların kendisini nasıl gördüğünü de hesaba katması gerekiyor. Brixton’a dönüşü bu yüzden biraz huzursuz bir karşılaşma.
5 Bait (2019)

Cornwall’da yaşayan balıkçı Martin Ward’ın kendine ait bir teknesi yoktur. Kardeşi, ailenin teknesini turist gezileri için kullanır. Aile evi de el değiştirince Martin’in geçimini sürdürmeye çalıştığı köyle ilişkisi iyice gerilir.
Evini kaybetmek üzerine filmler deyince akla önce taşınmak geliyor. Mark Jenkin ise Martin’i köyde tutup her gün neyin değiştiğine baktırıyor. Elle banyo edilmiş siyah beyaz 16 mm görüntülerde balık ağları ve yüzler aynı pütürlü dokuyu taşıyor. Cornwall’ın kıyısına, o kıyıda çalışan insanlara ayırdığı kadar dikkat ayırıyor kamera.
Filmin iyi tarafı, çatışmayı yazlıkçılarla köylüler arasında bırakmaması. Kardeşinin tur teknesi de geçinmenin bir yolu. Martin’in buna kızmakta kendince haklı oluşu, kardeşinin hesabını geçersiz kılmıyor. Kavganın aile içinde de sürmesi filmi daha ilginç kılıyor.
4 Residue (2020)

Genç sinemacı Jay, çocukluğuna dair bir senaryo yazmak için Washington DC’ye döner. Mahallesi değişmiş, eski arkadaşları dağılmıştır. Jay bir yandan tanıdığı insanlara ulaşmaya çalışır, bir yandan yıllar sonra döndüğü bu sokakta kendine yer arar.
Merawi Gerima, çocukluk anılarını bugünkü mahalleye karıştırıyor. Jay bir sokağa baktığında onun hatırladığıyla bugün orada karşılaştığı insanlar aynı filmin içinde yer buluyor. Bu parçalı anlatım, uzun süre görmediğiniz bir yere döndüğünüzde dikkatinizin nasıl çalıştığına yakın. Önce tanıdık bir şey ararsınız, sonra yokluğunu fark ettiğiniz bir başkası aklınıza gelir.
Evini kaybetmek üzerine filmler içinde *Residue*’nun en acı tarafı, Jay’in dönebilmiş olması. Senaryo yazmak için geldiği yerde, arkadaşlarının hayatlarına kendi hatırladığı yerden devam edemeyeceğini anlaması gerekiyor.
3 The Last Black Man in San Francisco (2019)

Jimmie Fails, büyükbabasının yaptığını söylediği San Francisco’daki Viktorya dönemi evine yeniden yerleşmek ister. Ev bir süreliğine boş kalınca en yakın arkadaşı Mont’la birlikte bu fırsatı değerlendirir.
Joe Talbot, Jimmie’yi daha evde oturmuyorken dış cephenin boyasıyla uğraşırken gösteriyor. Orada yaşayanların buna sinirlenmesi gayet anlaşılır. Jimmie içinse fırçayı eline almak, aileden kaldığına inandığı bir şeye bakmanın en gündelik yolu. Film, mülkiyetle aidiyet arasındaki anlaşmazlığı bu küçük hareketle kuruyor.
Evin güzelliğine kapılmak kolay. Benim için filmin asıl ağırlığı Mont’ta. Bir arkadaşın yıllardır anlattığı hikâyeyi dinlemekle, o hikâye hakkında ona dürüst davranmak arasında bir fark var. Filmin ikinci yarısında ev kadar bu dostluk da merak uyandırıyor.
2 Aquarius (2016)

Emekli müzik yazarı Clara, Recife’de denize bakan Aquarius apartmanının son sakinidir. Diğer daireleri satın alan şirket binayı yıkmak ister. Clara teklifleri geri çevirince şirketin baskısı giderek artar.
Kleber Mendonça Filho, evini kaybetmek üzerine filmler içinde bir dairede yaşamanın gündelik keyiflerine en çok vakit ayıran yönetmenlerden. Clara’nın plaklarıyla geçirdiği zamanı görünce şirketin teklifinde neyin hesaba katılmadığını anlıyoruz. Sônia Braga da Clara’yı her an kavgaya hazır biri gibi oynamıyor. Evde rahat etmek isteyen bir kadının, rahat bırakılmadığında nasıl sertleştiğini gösteriyor.
Filmin ağırdan alması yerinde. Clara’nın hayatı, müteahhit kapıya geldiği gün başlamadı. Onunla biraz vakit geçirince apartmanda kalma kararının nasıl bir hayatı savunduğunu görmek kolaylaşıyor.
1 Still Life (2006)

Üç Boğaz Barajı projesi yüzünden eski mahalleleri yıkılan Fengjie’ye iki kişi gelir. Madenci Han Sanming yıllardır görmediği eski eşini, hemşire Shen Hong ise uzun zamandır haber alamadığı kocasını arar.
Jia Zhangke, oyuncularını gerçekten yıkılmakta olan bir şehrin içine yerleştiriyor. Birini bulmak için eski bir adresle yola çıkmanın ne kadar basit bir iş gibi göründüğünü düşünün. Fengjie’de sokakların kendisi ortadan kalkarken o adres, insanın elindeki en eski bilgiye dönüşüyor. İki ayrı arayış da bu yüzden bir şehir manzarasının önünden geçip gitmiyor. Şehrin başına gelenler, arayışın nasıl ilerlediğini belirliyor.
Evini kaybetmek üzerine filmler arasında listenin son sırasını Still Life’a yakıştıran şey, böylesine büyük bir yıkımın içinde iki insanın kendi derdine ayırdığı yer. Barajın ölçeğini biliyoruz ama bu insanların kime ulaşmak istediği de en az o kadar merak uyandırıyor. Jia’nın filmi o iki ölçüyü sonuna kadar bir arada tutuyor.





Bu Temada Devam Et
11 Eylül’ün Sinemadaki İzleri: Saldırıları ve Sonrasını Anlatan 10 Film
Mahkeme Salonunda Geçen En İyi 12 Film
Ölümle Çalışmak: Cenaze Görevlilerini Konu Alan 7 Film
Şefleri ve Restoran Dünyasını Konu Alan 8 Film